Ve İlyanın üzerinden düşmüş olan cübbesini kaldırdı, ve geri döndü, ve Erden kenarında durdu. Ve İlyanın üzerinden düşmüş olan cübbesini aldı, ve sulara vurup dedi: İlyanın Allahı RAB nerede? Ve o da sulara vurunca, sular bu yana ve o yana ikiye bölündü; ve Elişa geçti.
Ve Erihada olan peygamber oğulları onu karşıdan görüp dediler: İlyanın ruhu Elişanın üzerine kondu. Ve onu, karşılamağa geldiler, ve yere kadar kendisine iğildiler. Ve ona dediler: İşte, bu kullarının yanında elli zorlu adam var; rica ederiz, gitsinler, ve efendini arasınlar, belki RABBİN Ruhu onu kaldırmış, ve onu dağların birine yahut derelerin birine atmıştır. Ve dedi: Göndermeyin. Ve onu o kadar zorladılar ki, utanıp dedi: Gönderin. Ve elli adamı gönderdiler; ve üç gün aradılar, fakat onu bulmadılar. Ve onun yanına döndüler, ve kendisi de Erihada oturuyordu, ve onlara dedi: Ben size: Gitmeyin, demedim mi?
Ve şehrin adamları Elişaya dediler: İşte, rica ederiz, şehrin yeri efendimin gördüğü gibi iyidir; fakat sular kötü, ve toprak mahsulünü atıyor. Ve dedi: Bana yeni bir kap getirin, ve içine tuz koyun. Ve ona getirdiler. Ve suların kaynağına çıktı, ve tuzu oraya atıp dedi: RAB şöyle diyor: Bu suları iyi ettim; artık oradan ölüm ve mahsulünü atma olmıyacaktır. Ve Elişanın söylediği söze göre sular bugüne kadar iyidir.
Ve oradan Beyt-ele çıktı; ve o yolda çıkarken, şehirden küçük çocuklar çıktılar, ve onunla eğlendiler, ve kendisine dediler: Çık, tas başlı; çık, tas başlı! Ve arkasına dönüp onları gördü, ve RABBİN ismile onlara lânet etti. Ve ormandan iki dişi ayı çıktı, ve onlardan kırk iki çocuğu yırttılar. Ve oradan Karmel dağına gitti, oradan da Samiriyeye döndü.